Blog İpuçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog İpuçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2016 Perşembe

Blogger'da Font Awesome Kullanımı

Hızlı, pratik, kullanıcı dostu olması gibi nedenlerle son zamanlarda çoğu web projesinde gördüğümüz Font Awesome hakkında bilgi vermek istiyorum. Font Awesome nedir, ne değildir, ne işe yarar, nasıl kullanılır gibi soruların yanıtlarını bu yazıda vermeye çalışacağım.

font awesome


Font Awesome Nedir?

Font Awesome, vektörel ikonların font olarak bir araya geldiği, @font-face özelliğiyle çalıştığı için kullanımı oldukça kolay olan açık kaynaklı bir font/ikon kütüphanesidir.

Kısacası font awesome herkesin kullanımına açık olan bir font yani yazı tipi topluluğudur. Fakat bildiğimiz fontlarda harfler ve rakamlar varken font awesome’da ikonlar vardır.


Font Awesome Kullanmanın Avantajları Nelerdir?

Yukarıdaki tanımda da okuduğunuz üzere font awesome’ı kullanmaktaki amaç eski tip .jpg, .png, .gif grafik ikonlarının yerine daha hızlı, modern ve basit karakter ikonları göstermektir. Grafik ikonlar yerine font awesome ikonları kullanmanın avantajları kısaca şunlardır:

  • Blogda kullanacağınız ikonlar grafik olmadığı için sayfanın açılması daha hızlı olacaktır.
  • Font awesome ikonları hiçbir optimizasyona gerek duymadan mobil cihazlara uyacaktır.
  • Çok geniş bir ikon paketi mevcut olduğundan sadece basit bir HTML kodu kullanarak yüzlerce ikondan ücretsiz faydalanabileceksiniz.
  • İkonlar birbiriyle uyumlu olduğundan ve hepsi aynı familyadan geldiğinden görsel açıdan şık olacaktır.

Blogger’da Font Awesome Nasıl Kullanılır?

Font awesome ikonlarını Blogger’da kullanmanız için yapmanız gereken ilk şey font awesome dosyasını tanıtmak tır. Bunun için Şablon > HTML’yi Düzenle diyerek <head> kodunun altına şu kodu eklemelisiniz:

<link href="//maxcdn.bootstrapcdn.com/font-awesome/4.2.0/css/font-awesome.min.css" rel="stylesheet" />

Şimdi  font awesome'ın ikon kütüphanesini ziyaret ederek kullanmak istediğimiz ikonun üzerine tıklayalım ve o ikona ait kodu alalım. Örnek olarak ben futbol topu ikonunu seçtim ve bu ikonu blogda göstermek için yapmam gereken tek şey o ikona ait HTML kodunu istediğim yere eklemek. Futbol topu ikonunun kodu şu:

<i class="fa fa-futbol-o"></i>

Bunu kodu eklediğimizde elde ettiğimiz sonuç ise şu:

Futbol topu örneğinden devam edelim. Futbol topu ikonunu daha farklı boyutlarda kullanmak istediğimizi düşünelim. Bunun için mevcut koda çok küçük bir ekleme yapacağız. Farklı ikon boyutları için odlar şu şekilde:

<i class="fa fa-futbol-o fa-lg"></i>
<i class="fafa-futbol-o fa-2x"></i>
<i class="fa fa-futbol-o fa-3x"></i>
<i class="fa fa-futbol-o fa-4x"></i>
<i class="fa fa-futbol-o fa-5x"></i> 

Ortaya çıkan sonuç ise şu şekilde:




Örneklerle devam ediyoruz. Şimdi de yine font-awesome'ın nimetlerinden faydalanarak sosyal ikonlardan bir yatay menü yapalım. Bunun için kullanacağımız kod şu şekilde olmalı:

<a href="#"><i class="fa fa-facebook fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-twitter fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-instagram fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-google-plus fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-linkedin fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-pinterest fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-youtube fa-lg"></i></a>
<a href="#"><i class="fa fa-rss fa-lg"></i></a>

Ortaya çıkan sonuç ise şu şekilde:




İkonlarının renginin yeşile döndüğünü fark ettiniz sanırım. Bunun nedeni sosdyal takip hesapları için ikonlara link vermem ve Blog Hocam'da tüm linklerin renginin yeşil olarak tanımlanmış olması. Sizin blogunuzda linkler kırmızı ise ikonlar da otomatik olarak kırmızıya dönüşecektir.

Fakat font awesome ikonlarını CSS ile istediğiniz gibi kontrol edebilirsiniz. Örneğin her ikonu farklı renk yapabilirsiniz. Bunu da bir örnekle gösterelim isterseniz. Bunun için her bir class için stil kodu tanımlamamız yeterli olacaktır:

<a href="#"><i class="fa fa-facebook fa-lg"></i></a><style>.fa-facebook{color:#3b5998}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-twitter fa-lg"></i></a><style>.fa-twitter{color:#00aced}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-instagram fa-lg"></i></a><style>.fa-instagram{color:#125688}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-google-plus fa-lg"></i></a><style>.fa-google-plus{color:#dd4b39}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-linkedin fa-lg"></i></a><style>.fa-linkedin{color:#007bb5}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-pinterest fa-lg"></i></a><style>.fa-pinterest{color:#cb2027}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-youtube fa-lg"></i></a><style>.fa-youtube{color:#bb0000}</style>
<a href="#"><i class="fa fa-rss fa-lg"></i></a><style>.fa-rss{color:#ff6600}</style>


Ortaya çıkan sonuç ise şu şekilde:



Aynı örnek üzerinden devam edelim. Font awesome yardımıyla gadget olarak ekleyebileceğimiz bir sosyal takip eklentisi yapalım. Bunun için yukarıdaki örnekte kullandığımız ikonları alt alta sıralayalım ve yanlarına da takip seçeneklerini yazalım. Bunun için kodu şu şekilde düzenliyoruz:
<ul class="fa-ul">
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-facebook fa-lg"></i>Facebook</li></a><style>.fa-facebook{color:#3b5998}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-twitter fa-lg"></i>Twitter</li></a><style>.fa-twitter{color:#00aced}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-instagram fa-lg"></i>Instagram</li></a><style>.fa-instagram{color:#125688}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-google-plus fa-lg"></i>Google+</li></a><style>.fa-google-plus{color:#dd4b39}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-linkedin fa-lg"></i>LinkedIn</li></a><style>.fa-linkedin{color:#007bb5}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-pinterest fa-lg"></i>Pinterest</li></a><style>.fa-pinterest{color:#cb2027}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-youtube fa-lg"></i>YouTube</li></a><style>.fa-youtube{color:#bb0000}</style>
<li><a href="#"><i class="fa-li fa fa-rss fa-lg"></i>RSS</li></a><style>.fa-rss{color:#ff6600}</style>
</ul>

Ortaya çıkan sonuç ise şu şekilde oluyor:


Kodlarda değişiklikler yaparak ve Font Awesome resmi sitesindeki dökümanlar ile örneklerden faydalanarak bu ikonlardan çok güzel çalışmalar yapabilirsiniz.

28 Nisan 2016 Perşembe

AdSense'den Yeni Sayfa Düzeyi Reklamlar

Dün sosyal medya hesaplarımda AdSense’in yeni reklam türünden bahsetmiştim. Gördüğüm kadarıyla çoğu Blogger kullanıcısı ve AdSense yayıncısı yeni reklamlar hakkında bilgi sahibi değil, bloguna nasıl ekleyeceğini bilmiyor. bu nedenle AdSense’in mobil yeni reklam türleri olan sabit/yer paylaşımlı ve vinyet reklamlarından bahsetmek istiyorum.


Sayfa Düzeyi Reklamlar Nedir?

Mobil cihazlarda internet kullanımı arttıkça çoğu reklam ağı buna uygun çözümler üretmesine rağmen AdSense’den bugüne kadar böyle bir hamle gelmemişti. Sonunda AdSense yayıncısı olan web sitelerinin mobil versiyonları için sayfa düzeyi reklamlar adı altında bir çözüm sundu Google bize.

Sayfa düzeyi reklamlar normal adsense reklamlar birimlerinin aksine sadece sitenizi mobil cihazlardan ziyaret edenlerde görülür. Bu nedenle AdSense’in sayfa başına 3 reklam birimi kuralı kapsamında değillerdir. Yani sayfanızda 3 adet reklam olsa bile sayfa düzeyi reklamları kullanabilirsiniz.

  • Sabit/Yer Paylaşımlı Reklamlar


    sabit yer paylaşımlı reklamlar



    Bu reklam türü ekranın alt tarafında sabit bir kutu şeklinde gözükür ve sayfa aşağı yukarı kaydırıldığında aynı yerinde sürekli kalır. Köşesindeki X işareti sayesinde ziyaretçiler dilediğinde bu reklam kutusunu kapatabilirler.

         
  • Vinyet Reklamlar
    vinyet reklamlar


    Bu reklam türü ise sitenizdeki bir sayfadan başka bir sayfaya geçiş yapıldığına tam ekran olarak gözükür ve istenildiğinde “Reklamı Geç” diyerek atlanabilir.
!!! Sayfa düzeyi reklamlar sadece uygun zamanlarda ve uygun cihazlarda gösterilir.

Sayfa Düzeyi Reklamlar Nasıl Oluşturulur? Blogger’a Nasıl Eklenir?

Sayfa düzeyi reklamların ne olduğunu anladınız sanırım. Şimdi gelelim bu reklamların kodunu oluşturmaya ve Blogger’a eklemeye.

1. Adım: AdSense hesabınıza giriş yaparak Reklamlarım > Sayfa Düzeyi Reklamlar yolunu takip edin ve eklemek istediğiniz reklam türlerini aktifleştirin. Ardından alt taraftaki Kodu Al butonuna basarak verilen kodu kopyalayın.

AdSense sayfa düzeyi reklamlar


2. Adım: Kodu kopyaladığınız şekilde Blogger’a eklemeye çalışırsanız hata mesajı alırsanız ve kodu ekleyemezsiniz. Bunun için öncelikle küçük bir convert işlemi yapmamız gerekiyor. Şuradaki AdSense reklam dönüştürücüye kopyaladığınız kodları yapıştırarak Convert Ad Code butonuna basın. Convert edilmiş kodlar Blogger’a ekleyeceğimiz kodlar. Bu şekilde eklersek hata mesajı ile karşılaşmayız.

adsense code converter


3. Adım: Blogger kumanda panelinize giriş yaparak Şablon > HTML’yi Düzenle yolunu takip edin ve kopyaladığınız convert edilmiş reklam kodlarını <head> kodunun hemen altına ekleyin ve şablonu kaydedin.

blogger sayfa düzeyi reklamlar



Sayfa Düzeyi Reklamların Çalışıp Çalışmadığını Test Etme

Sayfa düzeyi reklamların sadece uygun zamanlarda ve uygun cihazlarda göründüğünü yukarıda hatırlatmıştım. Bu nedenle yukarıdaki tüm işlemleri yapmanıza rağmen reklamlar görüntülenmeyebilir. Bu durumda reklamların çalışıp çalışmadığını test etmek isterseniz mobil cihazın tarayıcısını açın ve adres satırını blogunuzun URL’sini sonuna /#googleads ekleyerek yazın. Örneğin: bloghocam.blogspot.com#/googleads

sayfa düzeyi reklamlar test


Blogunuzu bu şekilde ziyaret ettiğinizde üst tarafta bir test kutucuğu çıkacaktır. Burada yükleme bittikten sonra sekmeler arasında geçiş yaparak her iki reklam türünün de çalışıp çalışmadığını test edebilirsiniz. Vinyet reklamları test etmek için gösterilen linklerden birine tıklamanız gerektiğini hatırlatırım.

Son Sözler

AdSense sayfa düzeyi reklamlar ile ilgili söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Umarım faydalı olabilmişimdir. Tüm AdSense yayıncılarına bol kazançlar, henüz AdSense yayıncısı olamayanlara ise bol şans dilerim.

Bu arada sayfa düzeyi reklamları kullanıp kazancınıza etkisini gözlemledikten sonra sonuçları yorum bölümünden paylaşırsanız sevinirim.

4 Mart 2016 Cuma

Konuk Yazarlık Rehberi

Yeni bir blog açtınız ve blogunuzu insanlar tanıtmak mı istiyorsunuz? Blogunuzu kimse ziyaret etmiyor ve ziyaretçi sayınızı arttırmak mı istiyorsunuz? Google arama sonuçlarında düşük sıralardasınız ve Google’ın gözüne girmek mi istiyorsunuz?

Tüm bunları gerçekleştirmenize çok büyük faydası olacak harika bir yöntem var: Konuk Yazarlık (Nam-ı diğer Misafir Blogculuk)

Tabi bu sistemden fayda sağlamak için konuk yazarlık süreci doğru planlamalı, doğru yönetmelisiniz. Bu yazıyla da size konuk yazarlık sistemini doğru bir şekilde nasıl yöneteceğinizi anlatmaya çalışacağım.

1. Adım: Konuk Yazarlık Excel Tablosu

Blog araştırması yapmaya başlamadan önce elinizin altında basit bir excel tablosu olmasını mutlaka öneririm. İşinizi çok kolaylaştıracaktır. İsterseniz benim Google dökümanlar ile oluşturduğum aşağıdaki basit tabloyu kullanabilirsiniz.

konuk yazarlık tablosu


Bu tabloya konuk yazar olarak içerik göndereceğiniz blogları seçmenizi kolaylaştırması açısından bazı önemli metrikleri ekledim. Hepsini doldurmak, azaltmak veya çoğaltmak sizin elinizde.

Şimdi tablodaki metriklerden ve nasıl dolduracağınızdan bahsedelim.

  • Blog Yazarı: İlgili blogun sahibinin veya yazarının ismini mutlaka not alın. Kendisiyle iletişim kurarken “admin, hocam, kardeş, birader” gibi hitaplar yerine isim kullanmak ciddiye alınmanızı sağlayacaktır.
  • Blog URL: Buraya ilgili blogun adresini yazın.
  • E-Mail: Buraya ilgili biliyorsunuz ilgili blogun veya blog yazarının e-mail adresini yazın. Eğer blogda açıkça paylaşılmlış bir e-mail adresi yoksa iletişim formunun olduğu sayfanın URL’sini de yazabilirsiniz.
  • Takipçi: Buraya fikir vermesi açısından çeşitli mecralardaki takipçi sayılarını toplayıp yaklaşık bir sayı yazabilirsiniz. Örneğin GFC izleyici sayısı, Feedburner abone sayısı, Facebook, Twitter, Google+, Instagram gibi hesaplarındaki takipçi sayılarını toplayın.
  • Alexa: Buraya ilgili blogun Alexa sıralamasını yazın. Blogun popülaritesini görmek açısından fikir sahibi olabilirsiniz. Bir sitenin yerel ve global Alexa sıralamalarını görmek için tarayıcınızın adres satırına http://www.alexa.com/siteinfo/blogadresi yazmanız yeterli. Örneğin BH’nin Alexa verilerini buradan görebilirsiniz
  • PageRank: Artık eski önemini kaybetse de adettendir diye buraya ilgili blogun PageRank değerini girin. Fayda faydadır :) Bir sitenin PageRank değerini öğrenmek için şu aracı kullanabilirsiniz.
  • Trust Flow: Güvenilir sitelerden ilgili bloga verilen linklere tıklanma sayısıyla ilgili bir güven metriğidir.
  • Citation Flow: İlgili blogdan bahsedilme sayıları ile ilgili bir metriktir. TF ve CF benim önem verdiğim metriklerdir. Bir sitenin TW ve CF değerlerini öğrenmek için şu aracı kullanabilirsiniz.
  • Genel Puan: Şuana kadar ki değerlerden yolarak ilgili blogu değerlendirecek ve buraya belirlediğiniz bir puanı yazacaksınız. Örneğin değerleri çok yüksek bloglar 5 puan verip değer düştükçe 4-3-2-1 diye gidebilirsiniz. Önceliğinizi belirlemek için bu puanlamayı öneririm.
  • İletişim Kuruldu Mu?: Konuk yazar olmak istediğiniz bloglara karar verdikten sonra henüz mail göndermediğiniz için bu alanlara hayır yazın. İletişim için özenli mailler yazıp ilgili kişiye gönderdikten sonra burayı evet yazabilirsiniz.
  • Yanıt: İletişim mailleri gönderildikten sonra buraya bekleniyor yazın. Gelen yanıta göre burayı olumlu veya olumsuz olarak değiştireceksiniz. Eğer  hafta geçmesine rağmen cevap gelmediyse yeni bir mail daha yazın ve kişinin sosyal medya hesaplarından gönderdiğiniz maile yanıt beklediğinizi söyleyin. Hala cevap yoksa boş verin gitsin.
2. Adım: Blog Araştırması


Konuk yazarlık tablonuz hazır olduğuna göre artık blog araştırması yaparak tabloyu yavaş yavaş doldurmaya geçebilirsiniz. “Konuk yazar olacağım blogları nasıl bulacağım?” diyorsanız bunun için her yolu deneyeceksiniz . Başlayalım :)

  • Google Araması: Bazı bloglar konuk yazarlık sistemini aktif olarak kullandıklarından bloglarında böyle bölümler açıyorlar. Google’da “yazar ol , yazı gönder, konuk yazar, konuk yazarlık, misafir blogculuk” gibi aramalar yaparak çıkan sonuçlar arasında size uygun bloglar olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
  • YazarKafe: Bumerang bloglarından sadece platin üyelerin içeriklerini gönderebildiği YazarKafe ‘de içerik paylaşan blogları ziyaret ederek uygun bloglar olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
  • Google Keyword Araması: Hedef anahtar kelimeler belirleyip Google’da “keyword blog” veya “keyword bloglar” şeklinde aramalar yaparak çıkan sonuçları inceleyebilir, uygun bir blog olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
  • Dmoz: Dünya’nın en prestijli dizini olan DMOZ’de onlarca kategori arasında dolaşarak uygun blog olup olmadığına bakabilirsiniz.
  • Forumlar: Çeşitli forumlarda veya topluluklarda konu açarak konuk yazarlıktan, belirlediğiniz kriterlerdeki bloglara konuk yazar olmak istediğinizden bahsedebilir, ilgilenenlerin cevap yazmasını isteyebilirsiniz.
  • Kendi Blogunuz: Aynı forumlardaki gibi kendi blogunuzda bir post hatta sabit bir sayfa ile konuk yazarlık sisteminden ve belirlediğiniz kriterlerdeki bloglara konuk yazar olmak istediğinizden bahsedebilirsiniz.
Artık konuk yazarlık tablonuzda ve pek çok blog ve o blogların popülaritesi hakkında size  fikir verebilecek metrikler var. Artık konuk yazar olmaya karar verdiğiniz bloglarla iletişime geçebilirsiniz.

3. Adım: İletişime Geçin

Şimdi konuk yazar olmaya karar verdiğiniz bloglarla iletişime geçme zamanı. Çok sayıda mail göndereceğiniz için elinizin altında bir mail şablonu bulundurmanız ve sadece belirli yerleri değiştirerek mailleri hazır hale getirmek işinizi kolaylaştıracaktır.

Mailinizin okunması, ciddiye alınması ve yanıtlanmasını istiyorsanız özenli ve açıklayıcı bir mail oluşturmalısınız. Bunun için dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var;

  • Düzgün bir hitap şekli ve yazı dili kullanın. Laubali ve gayri ciddi cümleler kurmayın.
  • Gerekiyorsa konuk yazarlığın ne olduğundan, size ve o kişiye neler kazandıracağından kısaca bahsedin.
  • Nasıl bir içerik göndereceğiniz hakkında kısa ve etkili bilgiler verin.
Örneğin şu şekilde olabilir;

Merhaba ……… Bey/Hanım,

…….. blogunuzu keyifle okumakta ve eğer mümkünse blogunuza konuk yazar olarak katkıda bulunmak istemekteyim.

Konuk yazarlık hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; size özel hazırlanmış, SEO uyumlu, tamamen özgün, ………. konulu içeriği uygun bir tarihte yayınlanmak üzere size göndermek istiyorum. Siz benzersiz ve kaliteli bir içerik kazanırken ben de izin verdiğiniz ölçüde yazının 1-2 yerine veya yazını altında künye bölümüne kendi blogumun linkini yazarak kendimi okuyucularınıza tanıtma fırsatı bulacağım.

Eğer ilgilenirseniz en size özel içeriği incelemeniz ve uygun bulmanız halinde yayınlamanız  için size göndermek isterim.

Olumlu veya olumsuz yanıtınızı bekliyorum.

İyi çalışmalar

……………

4. Adım: İçerik Hazırlayın

Yazınızın kabul edilmesi için özenli ve olabildiğince harika bir içerik hazırlamanız gerektiğini hatırlatmama gerek yok sanırım.

  • Öncelikle varsa blogun konuk yazarlık sayfasında belirtilen kurallara, yoksa mail trafiğinde sizden istenen ve mütabakata vardığınız kurallara mutlaka uymalısınız.
  • Yazınız, ilgili blogun konusuna ve hedef kitlesine uygun bir konuda olmalı ve daha önce bir benzeri yayınlanmamış olmalı.
  • Yazı içerisinde ilgili blogun diğer içeriklerine link vermek yazarın hoşuna gidecektir. Deneyebilirsiniz.
  • Yazıya ekleyeceğiniz görselin lisans haklarına mutlaka dikkat edin, lisans sorunu olmayan görseller kullanın.
  • Yazıyı yazmadan önce blogdaki diğer yazıları ve yorumları inceleyin. Blog takipçilerinin tarzı ve neye ilgi gösterdikleri konusuna fikir verebilirsiniz. Yazı dilini buna göre seçersiniz.
  • Yazının sonuna bir künye (yazar hakkında) bölümü koyun. Burada 2-3 cümle ile kendinizi tanıtarak blogunuza ve eğer mümkünse 1-2 sosyal medya hesabınıza link verin. Örneğin;

    Yazar Hakkında: Bu yazı; blog yazarlığı, blogger geliştirme, SEO, sosyal medya, dijital pazarlama konularıyla ilgilenen ve içerik üreten Serdar Kara tarafından yazılmıştır. Yazarın diğer yazılarını kişisel blogu olan Blog Hocam’da okuyabilirsiniz.
5. Adım: Takipçisi Olun

Yazınız yayınlandıktan sonra yazınıza elbette sahip çıkmanız gerekir. Zaman zaman kontrol ederek linklerde ve içerikte bir değişiklik yapılıp yapılmadığını kontrol edin. Ayrıca yazının yorumlarına abone olarak gelebilecek muhtemel yorumları yanıtlayın.

Bu yazınızı da kendi blogunuzda yayınladığınız yazılar gibi sosyal medya hesaplarınızda paylaşın ve mümkünse blogunuzun “hakkımda” veya uygun herhangi bir sayfasına koyun. Başka bir blogda olsa bile o içeriği siz ürettiniz ve o içerik sizin bir nevi referansınız.

1 haftalık, 1 aylık, 3 aylık gibi belli periyotlarda Google Analytics verilerinize bakarak hangi yazınızdan daha fazla trafik geldiğini kontrol edin. Böylece verimsiz blogları ayıklayarak  bir daha onlara içerik göndermekle uğraşmazsınız :)

Blog Hocam’a Konuk Yazar Olabilirsiniz

Konuk yazarlık yaparak blogunuz hit, SEO, takipçi gibi sorunlarına nasıl bir çözüm bulacağınızı anlatmaya çalıştım. Blog araştırması yapmaya başlamadan önce ilk konuk yazarlık deneyiminizi Blog Hocam’da yaşayabilirsiniz. Blog değerleri fena değildir :)

Blog yazarlarını ilgilendireceğini düşündüğünüz her hangi bir konudaki yazınızı Word dosyasına veya direkt maile yazarak bloghocam@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

16 Şubat 2016 Salı

Domain Nereden, Nasıl Alınır? Nelere Dikkat Edilmelidir?

Özel alan adı yani domain konusu çok istendi, çok soruldu, çok araştırıldı biliyorum. Blogunuzda kendi alan adınızı kullanma konusunu yazmadan önce ilk adım olan domain seçme ve domain satın alma konusu üzerinde durmak istiyorum.

Domain yani alan adı seçimi konusunda dikkatli davranmalısınız çünkü blogunuzun alan adını canınız her istediğinde değiştiremezsiniz. Teknik olarak belki mümkün ama alan adı değiştirmek size ziyaretçi, Google sıralaması ve itibar kaybı olarak geri döner. Bu nedenle alan adınızı bir kez, dikkatli bir şekilde seçin ve blogunuz bundan sonraki yaşantısına hem o alan adıyla devam etsin.

domain


Domain (alan adı) seçerken dikkat edilmesi gerekenler

1. Çok uzun olmamalı

Blogunuzun ismi ile aynı alan adına sahip olmak zorunda değilsiniz. Blogunuzun ismi çok uzun olsa bile alan adınızı daha kısa tutmanız akılda kalıcılık ve paylaşımlarda kolaylık nedeniyle önemlidir.

2. Telaffuzu kolay olmalı

Telaffuzu kolay domainler daha akılda kalıcı, paylaşılmaya daha müsait ve markalaşmak için daha uygundur. Örneğin telefonda bir arkadaşınıza blogunuzun adresini söylerken hiçbir karışıklığa mahal vermeyecek, karşınızdakinin tk söyleyişte kolayca anlayaağı bir domain tercih etmelisiniz.

3. Anahtar kelime içermesi önemlidir

İlk iki faktör daha çok psikolojik faktörlerdi. Bu ise SEO faktörü. Domainde hedef anahtar kelime geçmesi, o blogun konusu direkt belli ettiği için arama sonuçlarında büyük avantaj sağlar. Eğer mümkünse hedef anahtar kelimeyi içeren bir domain tercih edin. Örneğin moda ile ilgili bir blogunuz varsa domainde moda kelimesinin geçmesi moda aramalarında size fayda sağlar.

4. Sicili temiz bir domain seçin

Alan adı satın alırken o alan adının almaya uygun olması, daha önce kullanılmadığı anlamına gelmez. Bu alan adı daha önce başka kişiler tarafından kullanılmış, Google’dan ve AdSense’den ban yemiş olabilir. Bu nedenle alan adını almadan önce sicilini araştırmanızı şiddetle öneririm. Bunu nasıl yapabileceğinizi yazının devamında okuyabilirsiniz.

5. Mümkünse Com uzantı tercih edin

Bir alan adının .com, .net, .org gibi uzantıları pek çok uzantısı olabilir. Bazıları ucuz olduğu için .xyz gibi garip alan adlarını satın alabiliyor. Fakat bilinmesi gerekir ki .com uzantılı domainler her zaman daha fazla trafik getirir ve psikolojik olarak daha etkilidir. Tabi eğer bütçeniz varsa tüm uzantılarını almanız ve taklitlerinize karşı önlem almanız iyidir

6. Sadece harf içerisin

Blogunuzun isminin “moda kalbi” olduğunu düşünün. Sırf iki kelimeli diye araya – koyarak moda-kalbi.com şeklinde bir domain almanız gerekmez. Bunun yerine bitişik olanı yani modakalbi.com tercih etmelisiniz. (Böyle bir site gerçekten var mı yok mu bilmiyorum. Örnek vermek için şuan uydurdum :)) Ayı şekilde domainlerde 1,2,3 gibi rakamları da kullanmanızı önermem.

Bir domainin geçmişi nasıl araştırılır?

Yukarıdaki kriterler doğrultusunda bir alan adına karar verdikten sonra bu alan adının sicilini araştırmamız gerektiğini söylemiştim. Bunun için şu işlemleri yapabilirsiniz:

- Banned CheckBu aracı kullanarak her hangi bir web sitesinin AdSense veya Google tarafından ban yiyip yemediğini kontrol edebilirsiniz. Yapmanız gereken şey sayfanın alt tarafındaki kutuya domaini yazıp submit butonuna basmak.

- Wayback Machine: Bu aracı kullanarak her hangi bir sitenin yıllar önce bile kaydedilmiş hallerini görebilirsiniz. Böylece alacağınız domainin daha önce nasıl bir site için kullanıldığını, kötü bir izlenimi olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.

Blogger İçin Alan Adı (Domain) nereden ve nasıl alınır?

Domain almak için GoDaddy, İsimtescil ve IHS gibiyerli ve yabancı pek çok aracı firma var. Fiyatlar da hemen hemen aynı. Fakat ben kullanım kolaylığı ve Blogger’a kolayca uygulanması nedeniyle IHS’den alan adı satın almanızı öneririm. Zira satın aldığınız alan adını Blogger blogunuza uygulamayı da IHS üzerinden anlatacağımı belirtmek isterim.

IHSden domain satın almak için şu adımları izleyin:

1. IHS ana sayfasına giderek almak istediğiniz alan adını sorgulatın..
2. Alan adı müsait ise sepete ekleyin.
3. Kaç yıllığına alacağınızı seçip devam edin.
4. IHS üyeliğini tamamlayıp ödeme yöntemini seçin ve satın alma işlemini tamamlayın.

Gerekli bilgiler ve detaylar e-mail adresinize gönderilecektir.

Artık bir alan adınız ver önümüzdeki günlerde yayınlayacağım detaylı bir yazı ile bu alan adını blogunuzda nasıl kullanacağınızı öğreneceksiniz.

18 Eylül 2015 Cuma

Etkileyici Başlıklar Yazmanın 5 Püf Noktası

Her gün yüzlerce blogda binlerce içeriğin paylaşıldığı bir dünyada insanların sizin yazılarınızı okumasını nasıl sağlayabilirsiniz? Çoğunuzun aklına aynı şey geliyordur muhtemelen; dikkat çekici bir başlık ile…

Bu yazıda dikkat çekici, etkileyici, merak uyandıran ve muhtemelen yazınızın daha fazla okunmasını sağlayacak bir başlığın nasıl yazılacağıyla ilgi yaptığım araştırma ve edindiğim deneyimleri paylaşacağım.

etkileyici başlıklar


Dikkat Çekici Bir Başlık Nasıl Yazılır?

Yazı başlıkları genelde ihmal edilir, akla gelen ilk cümle ile doldurulur. Halbuki başlık üzerinde fazlasıyla düşünülmeli, her bulunan başlıktan sonra kendi kedine “acaba ben bu başlığı görsem yazıyı okumak için tıklar mıydım?” sorusu sorulmalıdır.

Geçtiğimiz günlerde hakkında bir yazı yazdığım inbound marketing ve content marketing ile ilgili slideshare sunumlarını, infografikleri ve blog yazılarını okuduğumda sektörün içerisindeki insanların başlık yazma konusunda nasıl detaylı araştırma yaptığını gördüm ve sonuçları sizinle de paylaşmak istedim.

1. Sayı Kullanın

Başlıklarda sayı kullanmak bir kural değil elbette ama yapılan araştırmalar konusu ne olursa olsun sayı kullanılan başlıkların daha çok dikkat çektiği ve daha fazla tıklandığını söylüyormuş. Gelin bir örnek verelim:

- İyi blogger olmanın yolları
- İyi blogger olmanın 13 yolu

Bu iki başlıktan hangisi sizin dikkatinizi daha fazla çekti? Bence de başlıklarda sayı kullanıldığında okuyucuyu daha fazla cezbediyor. Sanırım sizce de öyle.

2. İlginç Sıfatlar Kullanın

Zahmetsiz, özenli, eğlenceli, ücretsiz, inanılmaz, temel, kesin, garip sıfatları yazı başlığında ismin önüne elediğinizde okuyucuda bıraktığı etki artacaktır.

- Blogger temaları
- Eşsiz blogger temaları

Örnekte gördüğünüz gibi sıfatlar insanların ilgisini fazlasıyla çekiyor.

3. Özgün Kelimeler Kullanın

Özgün kelimeler derken kullanın derken sizden edebiyatçı gibi davranmanızı istemiyorum merak etmiyorum :) Çoğumuzun kullandığı “şey” diye bir kelime var. Yazı başlıklarında şey yerine nedenler, ilkeler, gerçekler, dersler, fikirler, sırlar gibi daha özgün kelimeler kullanın.

- Sizi daha iyi bir blogger yapacak 5 şey
- Sizi daha iyi bir blogger yapacak 5 sır

Gördüğünüz gibi başlık hem daha profesyonel bir şekle bürünüyor hem de okuyucunun ilgisini çok daha fazla çekiyor.

4. Soru Sorun

Ne, neden, nasıl, ne zaman gibi kelimeler tetikleyici kelimelerdir. Üstelik insanlar genellikle Google ve diğer arama motorlarında soru sorarak arama yaparlar. Böylece başlığınız hem kullanıcı, hem de Google dostu olur.

- Blog trafiğini arttırma
- Blog trafiği nasıl arttırılır?

İçeriğiniz aynı olmasına rağmen başlığı ikinci örnekteki gibi soru cümlesi olarak yazdığınızda arma motorlarından gelen ziyaretçinizde de artış olacaktır.

5. Vaatte Bulunun

Okuyucuya yeni bir şey mi öğreteceksiniz? Daha önce hiç yapmadığı bir şeyi mi yaptıracaksınız? Bunu başlıkta belirtin.

- Ziyaretçi sayısını arttıran taktikler
- Bu taktiklerle ziyaretçi sayınız artacak

Gördüğünüz gibi ikinci örnekte okuyucuya bir vaatte bulunmuş oluyorsunuz. Bu oldukça etkileyici bir yöntem gibi gözüküyor. Tabi abartıya kaçmamak koşulu ile.

Son Sözler

Yazı başlıkları, onca emekle hazırladığınız içeriğin ziyaretçi tarafından okunup okunmayacağını belirleyen en önemli faktör. Bu nedenle yukarıda paylaştığım püf noktalarının da yardımıyla yazı başlıklarınıza daha fazla kafa yormanızı öneriyorum.

Faydalı olması dileğiyle…

11 Eylül 2015 Cuma

Güncel Blog Sitesi Olmak Zor Zanaat

Blog derlemeleri için o blog senin bu blog benim dolaşırken fark ettim ki güncellik kavramı bloglar için çok ciddi bir problem. Özellikle de Blog Hocam gibi belli bir konu aralığında yayın yapan bloglarda.

Blog sitelerinde genellikle karşılaştığım 3 farklı senaryo var. Bu senaryolar kısaca şöyle:

güncel blog sitesi


Senaryo 1 (%70) : Blog sitesi büyük bir hevesle açılır. İlk 3-4 ay her gün bir veya birkaç içerik girilir. Zamanla ziyaretçi, yorum gibi bloggerı motive eden şeylerin eksikliğiyle içerik girme sıklığı azalır ve bir süre blog ya kaderine terk edilir ya da silinip yeni bir blog daha oluşturulur.

Senaryo 2 (%29): Blog sitesi yine büyük bir hevesle açılır ama daha planlı hareket edilir. Yaklaşık 3-4 sene blog güncelliğini korur ve giderek büyümeye devam eder. Blogda her şey yolundadır ama bloggerın hayatında ciddi değişiklikler olmuştur. Okul/iş/evlilik/çocuk/hastalık gibi nedenlerle blog geri plana atılmıştır.

Senaryo 3 (%1): Bu senaryoda bloga bir web sitesinden çok bir girişim gözüyle bakılır, ona göre yatırım yapılır. Bu senaryodaki blogların sahipleri neredeyse tüm mesailerini blogları için harcalar. İnternet onların yaşam tarzıdır ve geçimlerini bu yolla sağlarlar.

Kabul ediyorum 3 numaralı senaryoyu yaşamak bizim gibi boş zamanlarında blog yazanlar için hiç realist değil ama 2 numaralı senaryo ile 3 numaralı senaryo arasında kendi senaryomu yaratabiliriz bence. Nasıl mı?

Sorun belli, bazı nedenlerden dolayı blogu güncel tutamamak… O halde blogu güncel tutmak için yapabileceklerimizi tartışıp bu sorunu ortadan kaldırmaya çalışalım.

#1 Zaman Yönetimi

Zaman yönetimi; üreticiliği ve verimliliği arttırmak amaçlı olarak, belirli aktiviteler üzerinde harcanan zamanı bilinçli bir şekilde kontrol etme yöntemidir. Hepimizin zamanı kısıtlı olduğuna ve bu zamanı doğru kullanmak/yönetmek zorunda olduğumuza göre zaman yönetimi konusunda kendinizi gelişmeniz blogunuza daha fazla vakit ayırmanız ve ayırdığınız vakti daha efektif kullanmanız anlamına gelir. Zaman yönetimiyle ilgili şuradaki ve şuradaki kaynakları incelemenizi öneririm.

#2 İçerik Takvimi

Bloggerların kötü alışkanlıklarından biridir düzensiz içerik yayınlamak. Şöyle ki; bazen hiç içerik üretemediğiniz günler olurken bazı günler 4-5 içerik üretebiliyorsunuz. Böyle zamanlarda o içerikleri hemen yayınlamak yerine basit bir içerik takvimi oluşturup her içeriği yayınlayacağınız tarihi önceden belirlemeniz blogunuzu güncel tutacaktır. Üstelik içerik takvimine sadık kalma psikolojisi sizi daha fazla içerik üretmeye itecektir. Şuraya ve şuraya yüklediğim basit içerik takvimi örneklerini kullanabilirsiniz.

#3 Daha Fazla Teknoloji

Hemen hepimiz masaüstü bilgisayarlarda veya dizüstü bilgisayarlarda blog yazıları yazıyoruz ve siteyi güncelliyoruz. Teknolojinin geldiği bu noktada tablet bilgisayarlardan ve akıllı telefonlardan da destek alabiliriz. Kabul ediyorum bu cihazlardaki uygulamaları kullanarak blog düzenlemek ve güncellemek zor ama elbette bu işin en önemli kısmı içerik üretme k yani yazmak. Pek tabi bilgisayardan uzak olduğumuzda bu cihazları kullanarak içerik yazabiliriz.

#4 Güncel Konuları Takip

Bir blog sitesini güncel tutamamanın nedenleri arasında ilk sıraya vakit ayıramamayı koyarsak yazacak konu bulamamayı ikinci sıraya koyabiliriz. Bu yüzden blogunuzun konusuyla ilgili güncel olayları takip edip blogunuz için güncel yazı fikirleri bulabilirsiniz. Üstelik güncel konular arama motorlarında çok fazla arandığından trafiğinize de büyük katkı sağlar.

#5 İçerik Satın Alma

Kişisel yazan, okuyucu kitlesi oturmuş, kendine has tarzı olan bloglara kesinlikle önermesem de para kazanmak adına blogunu güncel tutmak isteyen kişiler çeşitli içerik ajansları veya freelance içerik yazarlarıyla irtibat kurarak cüzi fiyatlara blogları için yazı yazdırabilirler. Bu kişilere tüm webmaster forumlarından ulaşabilirsiniz.

#6 Bloga Yazar Atama

Tek başınıza blogunuza yeteri kadar vakit ayıramıyor ve güncel tutamıyorsanız birileriyle iş birliği yapmak iyi fikir olabilir. Kendini kitlelere tanıtmak isteyen fakat blog girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan bloggerlar blogunuza yazar olma fikrine sıcak bakabilirler.

#7 Misafir Blogculuk

Blogunuza konuk yazar kabul etmek de güncel blog olabilmek için en iyi çözümlerden biri. Tabi seçici davranarak blog yazılarınızdaki kalite standardını düşürmeden. Bunun için blogunuzda bir misafir blogculuk veya konuk yazarlık sayfası oluşturup diğer bloggerların görebileceği şekilde ön plana çıkarabilirsiniz.


Son Sözler

Güncel blog olmak düşünüldüğü gibi her güncel konunun paylaşılması değildir. Güncel blog sitesi okuyucularına aynı standartta ve aynı ölçüde düzenli içerik sunmaktır. Bunu başarıp hem kullanıcıların hem markaların ilgi odağındaki blog olmak da her baba yiğidin harcı değil.

Siz aynı blogu ne zamandır yazıyorsunuz? Güncel tutmak adına neler yapıyorsunuz? Yorum bölümünden paylaşırsanız sevinirim.

26 Mayıs 2015 Salı

Çalınan İçeriğin Aramalarda Daha Üst Sırada Çıkması

Blog yazarlığının ne kadar keyifli bir iş olduğunu kendi içeriğini yazan, okuyucularıyla iletişim kuran, blogger arkadaşlarıyla sohbet eden herkes bilir. Fakat her yerde olduğu gibi blog dünyasında da bazı kirli işler dönüyor. Blog dünyasında gerçek bloggerları en çok kızdıran olayların başında ise onca emek harcayarak oluşturdukları içeriğin izinsiz kopyalanması ve başka bloglarda yayınlanması geliyordur. Hele bir de o kopya içerik Google aramalarında orijinalinden üst sıralarda çıkıyorsa söz konusu içeriği yazan bloggerın çıldırması içten değildir.

 

Dünyada kaç tane web sitesi, bu sitelerde kaç tane sayfa var bilmiyorum ama en saçma aramalarda bile Google’da binlerce sonuç çıktığını düşünürsek Google’ın ve Google ekibinin ne kadar zor bir işi olduğunu anlayabiliriz sanırım.

 

Google en doğru ve en iyi sonucu kullanıcıya vermek için yayıncılardan yani biz içerik oluşturanlardan faydalı ve özgün içerikler oluşturmamızı istiyor. Yayıncıları buna teşvik etmek için de kaliteli içerikleri hiçbir backlink veya ekstra SEO çalışmasına gerek kalmadan üst sıralarda çıkarıyor. Fakat bu devasa web dünyasında Google’ın da bazı hatalarını ve gözden kaçırmalarını anlayışla karşılamalıyız. Zira Google’ın arama sonuçlarındaki kaliteyi arttırmakla görevli webspam ekibinin başındaki isim Matt Cutts bu tür aksaklıklar olabileceğinden bahsetmişti ve hakkınızın yendiğini düşündüğünüzde durumu Google’a bildirmek için bir araç geliştirmişti.

 

İçeriğiniz çalındıysa ve çalınan o içerik arama sonuçlarında sizin içeriğinizden üst sıralarda çıkıyorsa Google’ın Scraper Report aracını kullanarak şikayette bulunabilir ve durumun düzeltilmesin isteyebilirsiniz. Bunun için şu sayfaya giderek formu aşağıda tariflediğim şekilde doldurabilirsiniz:

 

Kopya icerik

 

Formu doldururken anlamayacağınız tek yer üçüncü sıradaki kutucuğa ne yazacağınız olabilir. Dolayısıyla buna bir örnek vermek istiyorum.

 

Kopya içeriğin “blogger” diye arandığınızda sizin içeriğinizden üst sırada çıktığını var sayalım. Google’da arama kutusuna blogger yazarak bir arama yapın ve arama tamamlandıktan sonra tarayıcının adres satırındaki urlnin tamamını kopyalayarak formdaki üçüncü kutucuğa yapıştırın.

 

İtiraz formunu doldurduktan sonra Google bunun hemen değerlendirileceği ve işleme alınacağı ile ilgili garanti vermiyor. Hırsızlık mağduru olarak yapabileceklerimiz sınırlı olduğu için denemekte fayda var. Aranızda bu aracı daha önce kullananlar ne sonuç aldığını yorum bölümünden paylaşırlarsa diğer blogger arkadaşlara ışık tutmuş olurlar.

22 Mayıs 2015 Cuma

AdSense’den Neden Ban Yedim Ve Banı Nasıl Kaldırdım?

Farkettiniz mi bilmiyorum ama bir süre önce Blog Hocam’daki Adsense reklamları kaybolmuştu. Adsense reklamlarının gözükmesi gereken yerlerde boşluk vardı. Ne olup bitiyor, sorun nedir diye Adsense hesabıma giriş yaptığımda Adsense reklamlarının devre dışı bırakıldığı yazıyordu ve sebep olarak da kopyalanmış içerik gösteriliyordu :)

 

Siz de benim gibi şaşırdınız değil mi? Benim gibi içerik üretmeye bu kadar önem veren bloggerın blogunda kopyalanmış içerik nedeniyle reklamların devre dışı bırakılması ilginç :) Fakat ortada bir gerçek vardı Blog Hocam 4 yıllık hayatında ilk kez Adsense’den BAN yemişti!!

 

Adsense’den Neden Ban Yedim?

 

Adsense hesabımda politika ihlalleri bölümüne baktığımda yukarıda da bahsettiğim gibi kopyalanmış içerik ihlalinin saptandığı yazıyor, bununla birlikte kopya içeriğe ait olduğunu sandığım bir örnek url ve sorun kimliği diye bir numara vardı.

 

Bahsi geçen url benim yazıma ait bir url değildi. Blog Hocam’da yayınladığım misafir yazılardan birine aitti. Genellikle misafir yazı yayınlamadan önce yazının daha önce başka br mecrada yayınlanıp yayınlanmadığını muhtelif araçlarla kontrol ederdim fakat bu yazıyı atlamış olmalıyım ki böyle bir problemle karşılaştım.

 

Adsense Ban’ı Nasıl Kaldırdım?

 

Artık hastalığı teşhis etmiştim ve sıra tedaviye gelmişti.

 

1. İlk olarak söz konusu içeriği blogumdan sildim.

2. Ardından Google Webmasters Tools’a girerek Google Dizini > URL’leri Kaldır bölümünden sildiğim bu urlnin Google dizininden kaldırma yönünde bir istekte bulundum.

3. Şu adrese giderek politika ihlalini düzeltmek adına içeriği sildiğimi ve bundan sonra aynı sorunun tekrarlanmaması için önlem aldığımı belirten bir bildirimde bulundum.

4. Ve mutlu son! Ertesi gün Adsense’den aşağıdaki maili aldım.

 

adsense-ban

Bu AdSense maceramı sizinle paylaşmak istedim. Başınıza benimki gibi bir durum gelirse panik olmaya ve endişelenmeye gerek yok. Benim izlediğim adımları izleyerek AdSense reklamlarını tekrar göstermeye başlayabilirsiniz.

 

Söz Sizde

 

Blogu AdSene’den banlanan ve bu banı kaldıran blogger arkadaşların başından geçen AdSense maceralarını ve banı kaldırmak için yaptıklarını okumak isteriz.

15 Mayıs 2015 Cuma

Bloglarda Görsellik Ve Ziyaretçiye Etkisi

Blog dediğimizde çoğumuzun aklına yazılar, makaleler, cümleler, kelimeler geliyor doğal olarak. Fakat bu demek değil ki yazmakla her şey bitiyor. Blogger olarak üzerinde durmamız gereken önemli bir konu da blogun görselliği ve ziyaretçi üzerinde bıraktığı etki. Müsadenizle açıklayayım…

 

Şuradan inceleyebileceğiniz, üniversite tarafından yapılan bilimsel bir çalışmaya göre sitenize giren yeni bir ziyaretçi  50 milisaniye gibi bir sürede siteniz hakkında bir fikir sahibi oluyor. İşte bu kadar kısa sürede ziyaretçide olumlu bir etki bırakmanın tek bir yolu var; GÖRSELLİK. Aksi taktirde ziyaretçi onca emekle yazdığınız birbirinden değerli içerikleri okumadan blogunuza veda edebilir.

 

Normal hayatta da böyle değil midir zaten? Dünyanın en lezzetli yemeklerinin yapılığı bir restoran sahibi olsan da eğer dışarıdan bakıldığında virane gibi görünen bir mekan, kırık dökük sandalyeler, üstü başı kirli bir personelin varsa kimse içeri girip menüye bile bakmayacaktır.

 

tasarim

 

Blogunuzun Görünümü Hakkında Feedback Alın

 

Blogunuzda çok beğendiğiniz bir tema kullanıp, bunu istediğiniz şekilde düzenlemiş olabilirsiniz. Sizin beğenmeniz şüphesiz ki önemlidir ama burada ön planda tutmanız gereken şey ziyaretçilerin görüşüdür. Zira tarafsız ve gerçekçi yorumlarla sizi en doğru yönlendirecek kişiler onlardır. Bunun da çeşitli yolları var.

 

1. Bir post hazırlayarak ziyaretçilerin yorum bölümünden blogundan görselliği ile ilgili fikirlerini paylaşmalarını isteyebilirsiniz. Bu yöntem eski ve düzenli okuyucularınızdan feedback almak için önerilir.

 

2. Blogunuzun kenar çubuğuna, görünür bir yere bir anket ekleyerek, ziyaretçilerden hızlı geri bildirim alabilirsiniz. Bu yöntem blogunuzu nadir veya ilk kez ziyaret eden kullanıcılardan feedback almak için önerilir.

 

3. Çeşitli forumlarda veya online topluluklarda ilgili bölümlerde konu açarak diğer bloggerların, tasarımcıların veya kullanıcıların fikirlerini öğrenebilirsiniz. Bu yöntem blogunuzu daha önce hiç ziyaret etmemiş fakat deneyim sahibi kişilerden feedback almak için önerilir.

 

Bloglarda Ziyaretçiyi Etkileyen Görsel Faktörler

 

Blogunuzu görsel olarak geliştirmek için üst düzey bir tasarımcı veya programlayıcı olmak zorunda değilsiniz. Üstelik burada bahsettiğim şey kusursuz bir tema bulmak da değil. Ücretsiz online araçlardan ve internetteki faydalı kaynaklardan yararlanarak yapacağınız ufak tefek değişiklikler ziyaretçiye olumlu bir izlenim bırakmak için yeterlidir.

 

- Renk: Blogunuzda kullanacağınız renkler konunuzu, tonunuzu, tarzınızı yansıtmalıdır. Yanlış renk kullanımı okuyucunun gözünü yoracağı gibi blogunuzu hemen terk etmelerine yol açabilir. Blogunuza uygun renk kombinasyonları seçmek için faydalanabileceğiniz bazı ücretsiz araçlar; Color LoversColordColor CombosAdobe Color

 

- Fotoğraflar: Blog yazılarınızda ve blogunuzun muhtelif yerlerinde kullanacağınız fotoğrafların kalitesi ve dikkat çekiciliği de blogunuzu görsel açıdan geliştirebilir. Bunun için her zaman yüksek kaliteli (HD) ve göz alıcı fotoğraflar kullanmanızı öneririm. Bu tür fotoğrafları ücretsiz indirebileceğiniz 15 kaynağı toparladığım yazım size faydalı olabilir.

 

- Tipografi: Blog tasarımında en sık yapılan hatalardan biri de font kullanımı. Farklı olmak adına okunması zor yazı tipleri ve orantısız yazı boyutları kullanmak ziyaretçiyi kaçırabilir. Eğer siz de aldığınız fedbacklerde böyle bir şikayet ile karşılaştıysanız tipogafi kullanımınızı gözden geçirin.

 

- CSS: Blogunuza basit ve küçük CSS kodları ekleyerek dikkat çekici ve çık sonuçlar elde edebilirsiniz. Bu konuda internette pek çok kaynak bulabileceğiniz gibi benim de sık kullandığım  CSS 3 Maker benzeri araçları kullanabilirsiniz.

 

Söz Sizde

 

Siz bir blogu ilk kez ziyaret ettiğinizde blogun görselliği sizi ne kadar etkiliyor? Sırf kötü tasarımı olduğu için terk ettiğiniz blog oldu mu? Blog Hcam’da sizi en çok rahatsız eden görsel öğe ne? Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Blogunuz İçin İdeal Yazı Yayınlama Zamanı

Sosyal medya ile ile ilgili takip ettiğim yerli ve yabancı kaynaklarda çokça paylaşılan bir infografik dikkatimi çekmiş, kafamı kurcalarmıştı. Paylaşılan infografik ve postlarda bloglar, Facebook, Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşım yapılacak en iyi gün ve saatlerden bahsediliyordu. Fakat ben bu konuyla ilgili denk geldiğim her paylaşımın altına bu bilgiye katılmadığım ve doğru bulmadığım yönünde yorumlar bırakmıştım. Çünkü her blogun, sosyal medya hesabının konusu, takipçi kitlesi, demografisi vs birbirinden çok farklı. Dolayısıyla bu konuya bir standart getirmeyi doğru bulmuyorum.

 

Peki her blogger kendi blogu için en ideal yazı yayınlama gün ve saatini nasıl belirleyebilir?

 

%100 isabetli olmasa bile bunun bir yolu var. Google Analytics ile blog yazılarınızı yayınlamak için ideal gün ve saati tespit edebilirsiniz. Bunun için özel bir rapor oluşturmalısınız. Haydi başlayalım…

 

1. Adım: Google Analytics’e giriş yaparak sayfanın üst tarafındaki Özelleştir linkine tıklayın.

01

 

2. Adım: Açılan sayfada Yeni Özel Rapor butonuna tıklayın ve özel rapor oluşturma işlemine başlayın.

02

 

3. Adım: Şimdi detaylı ayarların yapılacağı sayfadayız. Burada Başlık yerine raporunuza ait bir isim yazın. Örneğin ben “BH İdeal Zaman” yazdım.

03

 

4. Adım: Metrik Grupları bölümünden metrik ekle diyerek Kullanıcılar > Oturum metriğini ekleyin.

04

 

5. Adım: Ayrıntılı Detay İnceleme bölümünde boyut ekle diyerek Zaman > Haftanın Günün Adı ve Günün Saati boyutlarını ekleyin.

05

 

6. Adım: Son olarak Görünümler kısmından hangi blog için bu raporu uygulayacağınızı seçerek Kaydet butonuna tıklayın.

06

 

7. Adım: Açılan sayfada sağ üst bölümden raporu hangi tarihler için göstermek istediğinizi seçtikten sonra sayfanın alt tarafında blogunuza hangi gün ne kadar giriş yapıldığını göreceksiniz.

07

 

8. Adım: En çok ziyaretçi gelen günü öğrendk. Şimdi sıra saatte. Bunun için pazartesi yani Monday’e tıklıyorum. Burada hangi tarih ve saatte ne kadar ziyaretçi girdiğini görebiliyoruz. Burada son 2 hane saati gösteriyor. Ekran görüntüsünü incelediğinizde Blog Hocam’a en çok ziyaretçinin saat 16’da geldiğini görebilirsiniz.

08

 

Sonuç olarak Blog Hocam için en ideal yazı yayınlama tarihinin Pazartesi günleri ve saat 16:00 civarı olduğunu istatistiksel olarak görebiliyorum. Aynı yöntemi kullanarak siz de kendi blogunuz ideal yazı yayınlama zamanını öğrenebilir hatta benzer yöntemi diğer etriklere uygulayarak blogunuz hakkında başka detaylara da ulaşabilirsiniz.

31 Ekim 2014 Cuma

Blog Tasarımında Yapılan 9 Ciddi Hata

Başlığa okuyup bu yazıyı tasarımcılar veya kod yazarları için yazdığımı düşünmeyin lütfen. Bu yazı, hazır Blogger şablonlarını “Şablon Düzenleyici”yi veya burada paylaşılan ipuçlarını kullanarak düzenleyen, standart Blogger kullanıcıları için.

 

Standart bir Blogger kullanıcısı Blogger şablon düzenleyiciyi kullanarak görsel değişiklikler yapabilir, HTML düzenleyici yardımıyla burada veya benzer sitelerde paylaşılan kod değişikliklerini yapabilir, yerleşim bölümünden istediği gadgetları ekleyebilir. Bu sayede kendine özgü br blog tasarımına sahip olabilir.

 

Fakaaaaat

 

Yukarıda belirtilen yollarla blog tasarımını özelleştiren kullanıcılara şu hataları yapmamalarını şiddetle öneriyorum.

 

hata

 

1. Yatay Menüye Çok Fazla Link Eklemek

 

Yatay menü blogun genellikle üst kısmında bulunur, ziyaretçileri önemli sayfa ve yazılara yönlendirmek için kullanılır. Buraya çok fazla link eklediğinizde blogun genişliğini aştığından tek satır olmaktan çıkar, 2-3 satır olur. Bu da hem görünüm hem de kullanılabilirlik açısından hoş bir durum değildir. Yatay menüde sadece önemli sayfalara link vermenizi, eğer fazla link ekleyecekseniz açılır menüler kullanmanızı öneririm.

 

2. Sidebar’a Aşırı Gadget Eklemek

 

Kenar çubuğu dediğimiz sidebar blog tasarımının en önem verilmesi gereken yerlerinden biri. Bu alanlara faydalı öğeler ekleyerek blogumuzun takipçi ve okunma sayısını arttırabiliriz. Fakat bu alanlara çok sayıda gadget eklenmesi blog tasarımında sık yapılan hatalardan biri. Blogun hızını yavaşlatacağı gibi ziyaretçilerin de kramaşık bir siteyle karşılşmasına yol açar. Sidebar’a sadece önemli ve işlevsel gadgetları eklemenizi öneriyorum.

 

3. Göz Yoran Renkler Kullanmak

 

Her blog yazarı sevdiği rengi blogunda kullanmak isteyebilir, buna bir itirazım yok ama çok parlak ve iddialı renklerin insanın gözünü yoduğu da bir gerçek. Sevdiğiniz rengin yumuşak tonlarını tercih edebilirsiniz.

Renk kullanımında ypılan bir diğer büyük hata da arkaplan rengi ile metin rengini benzer tutmak. Koyu renk arkaplanınız varsa metni açık bir renk seçmeniz gerekir. Kontrast renkler kullanmak yazıyı okumayı kolaylaştırır.

 

4. Okuması Zor Fontlar Kullanmak

 

Şık veya farklı görünmek adına blogda değişik fontlar kullanılması normal. Özellikle de “handwriting” dediğimiz el yazısı şeklinde fontlar çok tercih ediliyor. Belki yazı başlıkları  bu tür fontları kaldırabilir ama içerikte mutlaka basic fontlar kullanmanız gerekir.

 

Font kullanımında dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise Türkçe karakterleri destekleyip desteklemesidir. Zira “ı,ğ,ş” gibi karakterli kullandığınızda kötü bir görüntü ortaya çıkabiliyor.

 

5. Sosyal Paylaşım Butonları Kullanmamak

 

Belki çok küçük bir detay gibi gelebilir ama benim gibi beğendiği yazıları soysal hesaplarında paylaşmak isteyen kullanıcılar yazının üstünde veya altında paylaşım butonları görmediğinde zahmete girmek istemiyor ve yazıyı paylaşmakan vazgeçiyor. Soyal medyadan gelecek potansiyel trafiği düşündüğünüzde neler kaybettiğinizi tahmin edebilirsiniz.

 

Blogger’ın knedi sosyal paylaşım butonları hem görsel hem de işlevsel olarak zayıf ne yazık ki. Bana kalırsa Blogger’ın kendi butonlarını kullanmak yerine tasarımınıza uygun butonları yazı başlığının altında veya yazının bitimine eklemek çok daha iyi.

 

6. İletişim Seçenekleri Eklememek

 

İletişim dendiğinde akla ilk gelen şey iletişim formunun olduğu bir iletişim sayfasıdır. Evet blogunuzda iletişim formunun olduğu bir iletişim sayfası mutlaka olmalı ve ana sayfadan iletişim sayfasına en az bir görünür bağlantı vermelisiniz. Ancak iletişim seçenekleri bununla sınırlı olmamalı. Blogunuzun kenar çubuğundaki sosyal medya hesaplarınıza bağlı butonlar veya kutular da bir blog tasarımında olması gereken iletişim seçenekleridir.

 

7. Düşük Çözünürlükte Görseller Kullanmak

 

Görseller bloglarımızın vazgeçilmez öğeleri ve hemen hepimiz çeşitli yerlerde görseller kullanıyoruz. Fakat gerek yazı içerisinde, gerek blogun diğer kısımlarında kullandığımız görseller düşük çözünürlükte, kalitesiz olduğunda kötü bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu da blounuzun prestijine zarar veriyor bence.

 

8. Otomatik Çalan Müzik Ve Videolar Kullanmak

 

Çok evdiğiniz bir şarkıyı veya videoya blogunuza eklediğinizi düşünün. Benim de kalabalık bir ofis ortamında blogunuzu ziyaret ettiğimi düşünün. Ciddi bir ofis ortamı, onlarca çalışan, belki, üst düzey yöneticiler ve birden benim bilgisayarımdan yükselen bir şarkı sesi…. Düştüğüm durumu tahmin edebiliyorsunuz sanırım. Belki siz kendinizi iyi hissediyor olabilirsiniz ama blogunuzun size özel olmadığnı, herkese açık olduğunu hatrlayın ve bu tür otomatik açılan multimedya öğelerini kullanmayın.

 

9. Flash Bileşenler Kullanmak

 

Flash öğeler size eğlenceli gelebilir ama pek çok açıdan faydadan çok zararı vardır. Ziyaretçiler blogunuza gösteri izlemek için gelmiyorlar. Bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmk istiyorlar. Flash introlar veya animasyonlarla insanların içeriğinize ulsşmasını engellemeyin.

 

Son olarak

 

Evet yaratıcılık, görsellik önemlidir ama blog tasarımı yaparken önceliğiniz ziyaretçiye yardımcı olmaktır. Blogunuzun hedef kitlesini doğru tanımlayın veya bu kitleye uygun sade, kullanışlı bir tasarım için çaba harcayın.

10 Ekim 2014 Cuma

Arşivinizle Yapabileceğiniz 3 Şey

Muhtemelen hepinizin bildiği, basit fakat blogunuza büyük fayda sağlayacak küçük bir blog egzersizini hatırlatmak istiyorum.

 

Bazılarımız aylardır, bazlılarımız yıllardır blog yazıyor. Kimimizin arşivinde yüzlerce, kimimizin arşivinde binlerce yazı var. Çoğu emek harcanmış, değerli yazılar. Peki üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra bu değerli yazıların üzerini örecek miyiz? Elbete hayır!

 

Arşivinizi zaman zaman ziyaret ederek hem blogunuzu geliştirecek, hem konu sıkıntısı yaşadığınızda size yardımcı olacak, hem de trafiğinizi artıracak aksiyonlarda bulunabilirsiniz. Bunlar neler mi? İşte blogunuzun arşiviyle yapabileceğiniz şey:

 

arşiv

 

1. Yazılarınızı Güncelleyin

 

Eski tarihli yazılarınızda pek çok güncelleme yapılabilir. Yazıda yer alan kırık linkler düzeltilebilir, eksik veya yeni bilgi varsa ilave edilebilir, silinmesi gereken bölümler silinebilir.

 

Bunu her yazı için yapmak elbette mümkün değil ama özellikle çok okunan yazılarınızı sürekli güncel tutabilir, diğer yazılarınıza bağlantı verebilir, hatta bu yazıların içerisine reklamlar ekleyebilirsiniz.

 

Tabi işin bir de diğer boyutu var. Anahtar kelime araştırması yaptığınız ve çok fazla organik trafik hedeflediğiniz yazılarınıza Google’dan pek ziyaretçi gelmiyorsa da bu yaınızı güncelleyebilirsiniz.

 

Görseller ekleyip alt ve title etiketleri eklemek, yazı başlığını değiştirmek, yazıya anahtar kelime içeren yeni ve faydalı metinler eklemek yazınızın SERP performansını arttırabilir.

 

2. Sosyal Medyada Paylaşın

 

Çoğumuz çeşitli otomasyon araçlarını kullanarak yazılarımızı yayınlar yayınlamaz sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyoruz. Peki sonra? Unutmayalım ki hergün yeni ve farklı kişiler sizi takip etmeye başlabilir. Bu kişlere veya yazınızı bir şekilde okumamış eski takipçilerinize hatırlatmak amacıyla eski yazılarınızı sosyal medyada paylaşabilirsiniz.

 

Bu yöntemi tüm azılarınıza uyguladığınızda, her defasında farklı başlıklar kullandığınızda ve farklı tarihlerde paylaştığınızda trafiğinizde hiç ummadığınız kadar artış olacağının garantisini verebilirim.

 

3. Yeni Bir Yazı Oluşturun

 

Hepimizin yazacak konu bulamadığı dönemler olmuştur. Bu dönemlerde arşivinizi kullanarak ve çok az zahmete girerek ilgi çekici yazılar oluşturabilirsiniz. İşte size eski yazılarınızı kullanarak yeni yazılar oluşturabileceğiniz birkaç fikir:

 

  • 2014’te en çok okunan X yazı
  • En çok yorum alan X yazı
  • Okuyucuların en çok sevdiği X yazı
  • Google’ın en çok ziyaretçi gönderdiği X yazı

 

Bu örnekler çoğaltılabilir elbete. Sizin de konuyla ilgili öneri, fikir ve deneyimlerinizi okumak isteriz. Paylşırsanız sevinirim.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Markaların Gözdeleri: Sözü Geçen Bloggerlar

Günümüzde yapılan araştırmalar insanların satın alma kararları üzerinde bloggerların büyük etkisi olduğunu gösteriyor. Bu durum blogların markalar ve ajanslar tarafından bir pazarlama aracı olarak kullanılmasını getirdi. Karşılığında da bloggerlar maddi kazançlar sağladı.

”Bu markalar ve ajanslar neden bana reklam vermiyor?” dediğinizi duyar gibiyim. Bunu bakış açısıyla açıklayabilirim. Özellikle genç yaştaki erkek bloggerlar “PageRank’im şu kadar, Alexa sıralamam şu, günlük hitim şu” gibi veriler ortaya koyuyor ve reklam almaya değer bir blogları olduklarını düşünüyorlar. Bu veriler elbette önemli. Backlink çalışması yapan freelance SEO çalışanları ve küçük çaplı SEO firmalarının sizi tercih etmesine neden olabilir. Fakat markaların umurunda değil.  Peki markalar neden umursamıyor bu verileri? Markaların beklentileri ne?

Pazarlamada influence diye bir kavram vardır. Anlamı; birinin davranışları veya kararlarını etkileyen etkidir. Başkaları üzerinde bu şekilde bir etki yaratan insanlara da influential denir ki markaların hedefindeki bloggerlar insanların atın alma kararlarını etkileyen inflluential bloggerlardır.

Açıkçası influence ve influential kavramlarının tam Türkçe karşılığı olmadığı için ne diyeceğimi bilmiyorum ama başlığa da yazdığım “sözü geçen blogger” tanımı bana en yakın gelen tanım. Yazının devamında sözü geçen bloggerların özelliklerinden ve nasıl sözü geçen bir blogger olabileceğinizden bahsetmek istiyorum.

sözü geçen blogger

1. İyi Bir İletişimci Ve Yazar Olun

Blog konusu ne olursa olsun, sözü geçen bloggerları incelediğinizde çok iyi birer iletişimci olduklarını rahatlıkla görebilirsiniz. Kelimelerini çok dikkatli seçerler ve okurlarıyla içerikler aracılığıyla bağlantı kurarlar. Yazıları nettir ve ikna edicidir. İletişim becerisi konusunda kendinizi geliştirmeniz için önerebileceğim yegane şey okumaktır. İletişimle ilgili pek çok kitap ve dijital yayın bulmanız mümkün. Bunların yanı sıra kendi alanında sözü geçen bloggerların yazılarını daha dikkatli okuyup neler yaptıklarını/yapmadıklarını anlamaya çalışmak da iletişim beceriniz, dolayısıyla ikna edici yazma kabiliyetenizi geliştirmenize yardımcı olacaktır.

 

2. Özgün Olun, Fark Yaratın 

Gerek okuyucular, gerek de markalar tarafından fark edilmenizi sağlayacak en temel şey özgünlüğünüzdür. Otorite, ögzünlük üzerine inşa edilir. Özgünlük kavramı çok geniş bir kavramdır. Blog tasarımından içeriğe, yazı fikirlerinden sunuş tekniklerine kadar pek çok alanda ilk ve öncü olmalısınız. Bunun yolu blog yazdığınız konuyu çok iyi bilmekten geçiyor. “O konuda dijital mecrada ki eksikler neler? İnsanlar neye ihtiyaç duyuyorlar? Ne yaparsam fark yaratabilirim?” gibi sorulara kafa yorarak far yaratacak fikirler üretebilirsiniz.

 

3. Faydalı Ve Çözüm Odaklı İçerik Üretin 

Blogunuz ve içerikleriniz ne kadar faydalı? Sözü geçen bloggerları incelediğinizde hep fayda sağlayan insanlara yardımcı olan içerikler ürettiklerini görürsünüz. Bir blogda okuduğunuz püf noktasını okuyup uyguladığınızda büyük fayda sağlıyorsanız bundan sonra o blogda paylaşılan püf noktalarını daha meraklı okur ve size yine faydalı olacağını düşünürsünüz. İşte markalar da bunun peşindedir. Faydalı, insanlara klavuz olabilecek, onların sorunlarını çözebilecek içerikler üretmek söze geçen blogger olmanın temel şartlarındadır.

 

4. Uzman Olduğunuz Konuda Yazın 

Yazdığınız konuda uzman mısınız? Sırf popüler olduğu için veya Google’da çok arandığı için o konu hakkında blog açmaya karşıyım. Çünkü sözü geçen blogger yazdığı konuda uzman olmalı. Uzman olmalı ki okuyucunun isteklerine cevap verebilsin, onların güvenini kazanabilsin. İnsanlar güvendikleri kişilerin önerilerine önem verirler. Bu yüzden okuyucunun güvenini kazanan bloggerlar markalar için değerlidir.

 

5. Gündemi Takip Edin

Blogunuzun konusuyla ilgili gelişmeleri takip edin. Okuyuculardan geri bildirim isteyin ve bu geri bildirimleri dikkate alın. Analytics hesabınızı sadece günlük ziyaretçi sayısına bakmak için kullanmayın. Detaylı analizler yapın. Mümkünse blogunuzun konusuyla ilgili aktivitelere katılın ve bunları blogunuzda okuyucularınızla paylaşın. Çünkü tüm bunlar sözü geçen bloggerların yaptıkları şeylerdir ve güven inşa etmenizi, markaların dikkatini çekmenizi sağlayacaktır.

 

Sözü geçen blogger olabilmek için yukarıda bahsettiğim şeyleri gerçekleştirebilmek için de şu 4 özelliği barındırıyor olmanız gerekir; disiplin, tutku, yaratıcılık ve olumlu tutum.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Trafik Kaynakları

Blogumuza çeşitli kaynaklardan ziyaretçiler geliyor. Blogunuzdaki bu ziyaretçi akışına web dilinde trafik diyoruz. Peki trafik kaynaklarının neler olduğu hakkında bilginiz var mı? Aşağıda çeşitli trafik kaynakları hakkında bilgi vermeye ve fikirlerimi yazmaya çalıştım.

trafik

Organik Trafik

Arama motorlarında yapılan çeşitli aramalarda çıkan sonuçlardaki yazılarınıza tıklanarak gelen trafiktir. Özellikle çok sayıda yazısı olanlar, yazıları düzenli olarak indexlenen ve SEO çalışması yapmış olan blogların 1 numaralı trafik kaynağıdır.

Arama motorlarında bazen çok alakasız aramalarda bile blogunuz çıktığı için organik trafiğin dönüşüm ve etkileşim oranı düşük olabilir. Arama motorları vasıtasıyla blogunuza ulaşan ziyaretçileri düzenli okuyucuya çevirmek zordur.

Organik trafik hacmini ve dönüşüm oranını arttırmak için kapsamlı bir anahtar kelime araştırması yapılmalı ve hedeflenen kelimelerde üst sıralarda çıkmak için optimizasyon çalışmaları yapılmalıdır.

 

Yarı Organik Trafik

Bu kavram ilk kez duyuyor olabilirsiniz. Endişelenmeyin, çok normal. Çünkü bu kavram tamamen benim uydurmam :) Anlamı ise arama motorlarında blogunuzun ismini yazarak arama yapanların ziyaretiyle oluşan trafik.

Teknik olarak organik trafikle aynı olsa da ikisini ayırmak istedim. Çünkü organik trafikle gelen ziyaretçiler muhtemelen blogunuzu İlk kez ziyaret ediyorlardır ve bir daha ziyaret edip etmeyecekleri belli değildir. Yarı organik trafikle gelen ziyaretçiler ise bilinçli ve düzenli okuyucularınızdır. Zaman zaman arama motorlarına bloguzun adını yazarak ziyaret ederek yeni yazı olup olmadığına bakarlar.

Yarı organik trafiği arttırmak biraz da marka olabilmekle ilgili. Blogunuzun ismi insanların zihninde yer etmeli ki arama motorlarına yazıp arasınlar. Ayrıca çok kaliteli ve benzersiz içeriğiniz olmalı, yazılarınız insanlarda merak uyandırmalı, blog isminiz kısa ve akılda kalıcı olmalıdır. Blogunuzun ismi arandığında ilk sırada çıkmanız gerektiğini yazmama gerek yok sanırım.

 

Direkt Trafik


Direkt trafikle blogunuzu ziyaret eden kişiler blogunuzun en sağlam okuyucularındandır. Direkt trafikle gelenler blogunuzun adresini tarayıcının adres satırına yazarak veya sık kullanılanlar listesinden blogunuzu seçerek gelirler. Yani hedefleri bellidir, blogunuz…

Direkt trafiğinizi arttırmak için aynı yarı organik trafikte olduğu gibi markalaşmanız çok önemli. Blogunuzun adresi kısa ve akılda kalıcı olmalıdır ki insanlar direkt adresi yazarak blogunuzu ziyaret etsinler. Bu yüzden blogspot yerine özel alan adı yani domaini olan bloglar daha avantajlıdır.

Direkt trafik sağlamanın diğer bir yolu da yazılarınızın veya blogunuzun ana sayfasının kullanıcılar tarafından tarayıcının favoriler (sık kullanılanlar) listesine eklenmesidir. Bunun için de tabiri caizse başucu eseri niteliğinde detaylı rehber içerikler oluşturmanız gerekir.

Sosyal Trafik

Son yıllarda blogların en önemli trafik kaynaklarından biri haline gelen sosyal trafik, sosyal medya hesaplarınızda paylaştığınız linklere tıklayarak blogunuza ulaşan ziyaretçileri kapsar. Sosyal medya hesaplarınızdaki takipçi sayınız ve kaliteniz, sosyal trafik hacmine doğrudan etki eder.

İnsanlar blogları artık Facebook, Twitter, Google+ gibi sosyal ağlar üzerinde takip etmeye başladı. Popüler sosyal ağlarda blogunuz için hesaplar oluşturarak ve ana sayfanızda bu hesaplara bağlantı vererek RSS, e-posta veya diğer yollarla blogunuzu takip etmek istemeyenlere alternatif takip yolları sunabilirsiniz.

Sosyal trafiğinizi arttırmak için hedef kitlenizin yer aldığı sosyal ağlarda hesap açarak bu hesaplardaki takipçi sayınızı arttırmalı ve paylaşımlarınızı optimize etmelisiniz. optimize etmek derken aynı yazıyı farklı gün ve saatlerde, farklı mesajlarla, linki kısaltarak paylaşabilirsiniz.

 

Viral Trafik

Viral trafik de teknik olarak sosyal trafik gibidir yani kullanıcılar blogunuza sosyal medya platformlarından uılaşırlar. Sosyal trafikle aradaki fark trafiğin sizin değil başkalarının sosyal medya hesaplarından gelmesidir.

Bir tweetiniz retweet edildiğinde veya Facebook sayfanızda yayınladığınız bir yazınız paylaşıldığında retweetleyen ve paylaşan kişinin takipçileri de yazınıza ait linke tıklayarak blogunuza ulaşır. Buna kısaca vira etki diyebiliriz.

Viral trafik için diğer bir yöntem de blogunuza eklediğiniz sosyal paylaşım butonlarıdır. Okuyucular yazılarınızın altında veya üstünde yer alan sosyal paylaşım butonlarını kullanarak yazıyı sosyal medya hesaplarında paylaşırlar. Böylece yazınız sadece kendi takipçilerinize değil, takipçilerinizin takipçilerine de ulaşır.

Viral trafik için sosyal medya etkileşiminizi arttırmalı, insanlarla samimi ve iyi ilişkiler kurmalı, blogunuza mutlaka ama mutlaka sosyal paylaşım butonları eklemelisiniz.

 

Yönlendirme Trafiği

Başkala sitelerde yer alan linkinize tıklanarak sağlanan trafik yönlendirme trafiğidir. Toplistlerde, imleme sitelerinde, forumlarda, diğer bloglarda veya internet sitelerinde insanları blogunuza yönlendiren bir link veya banner yönlendirme trafiği oluşturur.

Yönlendirme trafiği 2 şekilde oluşur. Birincisi sizin çeşitli yerlere linkinizi bırakmanız. İkincisi ise başkalarının sizin blogunuza link vermesi yani refere olması.

Yönlendirme trafiğini arttırmak için diğer bloglarla link değişimleri yapabilir, forumlara ve bloglara yorumlar yazabilir, çeşitli dizinlere ve imleme sitelerine blogunuzu ekleyebilirsiniz.


E-Mail Trafiği

E-postalarda yer alan linklerinize tıklayarak blogunuza ulaşan ziyaretçileri kapsar. 3 şekilde gerçekleşir. RSS beslemeleriniz e-posta ile abone olanlar, e-posta listelerinize abone olanlar ve e-posta imzaları.

FeedBurner’da RSS beslemelerini e-posta ile alaya yarayan bir özellik var bildiğiniz gibi. Yeni bir yazı yayınladığınızda abonelerin mailine otomatik olarak gönderilir. E-posta beslemelerini özet olarak gönderirseniz, yazının tamamını okumak isteyen aboneler yazı başlığına tıklayarak logunuzu ziyaret etmek zorunda kalırlar.

Diğer bir e-mail trafik yöntemi ise e-posta listeleridir. E-mail marketing çalışması kapsamında çeşitli listeler oluşturabilir ve bu listelere blog yazılarınızın linkini içeren e-postalar gönderebilirsiniz.

Son olarak e-maillerinizde imza olarak blog adresini kullandığınızda buradan da e-mail trafiği  elde edebilirsiniz.

Ücretli Trafik

Ücretli trafik reklam vererek veya it satın alınarak elde edilir. Adwords gibi PPC reklam yöntemleri, popüler sitelerden banner veya advertorial içerik alımları kabul edilebilir ama hit satın alma sitelerini kullanılarak elde edilen trafik hiç bir anlam ifade etmez ve kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.

AdWords, blogunuzun reklamının Google’da yapılmasını sağlayan bir reklam programıdır. Belirlediğiniz kelimeler ilgili aramalarda organik sonuçların üstünde ve sağında blogunuz gözükür.

Organik hit sağladığını iddia eden sitelerden ve bu siteleri kullananlardan aslında bahsetmek bile istemiyorum. Sadece başarılar diliyorum :)

 

Söz Sizde

Yukarıda bahsettiğim trafik kaynakları arasında favoriniz ve en değerli gördüğünüz trafik kaynağı hangisi?

29 Nisan 2014 Salı

Blounuzun Gelişip Gelişmediğini Gösteren 6 İşaret

“Blogum ne durumda? İyi yolda mıyım?” gibi sorularla çok çok muhattap oluyorum. Bu sorulara cevap vermek ok zor. Çünkü cevap her bblog için farklıdır ve bu cevabı verecek olan tek kişi o blogun sahibidir.

Aşağıda blogunuzun gelişip gelişmediğini ölçümlyeceğiniz bazı verilerden ve bu verilere nasıl ulaşabileceğinizden bahsettim. Böyece herkes blogunun bir önceki aya ve bir önceki yıla göre ne durumda olduğunu, gelişm gösterip göstermediğini ölçümleyebilir.

gelişim
Blogunuzun gelişip gelişmediğini gösteren 6 işaret:

 

1. Inbound Linkler

 

Blogunua verilen linkler arama sonuçlarındaki sralamanız açısından çok önemli olduğu gibi blogunuzun gelişip gelişmediği konusunda da size bazı fikirler verebilecek bir veridir. Düz mantık kurarsak blogunuzu veya yazılarınızı beğenen insnlar, kendi bloglarında sizden bahseder veya bir şekilde size link verirler. Bunlara inbound link denirr ki bu şekilde başkalarının sizden bahsetmesiyle kazanılan linkler blogunuzun geliştiğine, popüülerleştiğine bir işrettir.

Kazandığınız veya kaybettiğiniz linkleri kolayca görüp karşılaştırma yapabileceğiniz Ahrefs ve MajesticSEO gibi araçlar var ama bunlar kazandığınız linklerin yanı sıra bizzat inşa ettiğiniz linkleri de gösterdiğinden sağlıklı sonuç vermeyecektir. Dolayısıyla manuel yöntemleri denemenizi öneririm.

Manuel yöntemlerin başında ise Google Web Yöneticisi Araçları geliyor. Google Web Yöneticisi Araçlarında oturum açtıktan sonra blogunuzu seçip soldaki menüden Arama trafiği > Sitenize bağlantılar bölümünden blogunuza gelen linkleri görebilirsiniz. Bu bölümü zaman zaman inceleyerek gelen link sayısında artış olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

 

2. Yeni Kullanıcılar/Oturumlar

 

Google Analytics kısa bir süre önce veri isimlerinde değişikliğe giderek ziyaret yerine Oturum, ziyaretçi yerine ise kullanıcı kelimesini kullanmaya başladı. Blogunuzun gelişmiyle doğrudan ilgili olan yeni ziyaret ve ziyaretçilere Google Analytics’den bakacağımız için bu isimleri kullanmayı tercih ettim.

Blogunuz gelişiyorsa sosyal medyada, diğer bloglarda, forumlarda hatta arkadaş sohbetlerinde sizden bahsediliyordur. Bu da popülerliğinizin ve tanınırlığınızın arttığı anlamına geliyor. Yani blogunuza yapılan yeni ziyaretler ve ziyaretçiler artacaktır. Google analytics’den yeni oturum ve kullanıcı sayılarını önceki tarihlerle kıyaslayarak blogunuzun gelişiğ gelişmediği konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.

Google Analytics’de yeni kullanıcı ve oturum sverilerini görmek için sırasıyla şu adımları izleyebilirsiniz:

- Soldaki menüden Kitle > Genel bakış bölümünü açın
- Ortadaki Genel bakış yazan yerin altından metrik olarak Oturum veya Kullanıcıları seçin
- Sağ üst taraftaki tarih bölümünden Şununla karşılaştır kutucuğunu işaretleyip Önceki dönemi seçin ve uygula deyin
- Gelen grarfikte mavi renkli çubuk son dönemi, turuncu renkli çubuk bir önceki dönemin verilerini gösterir.

 

Bu grafikten gün gün değişimleri karşılştırabileceğiniz gibi grafiğin altındaki tabloladan kullanıcı ve oturum sayısındaki toplam değişimin ne yönede olduğunu da görebilirsiniz. %10 artmış ve %5 azalmış gibi…

3. Abone Sayısı

İnsanlar blogları düzenli takip etmek ve yeni yazıları kaçırmamak için abone olurlar. Bloglara abone olmanın çeşitli yolları olmakla birlikte bunlar arasında en yagınları RSS beslemeleri ve e-posta aboneliğidir. Bunların dışında Google Friend Connect, Bloglovin gibi yöntemler de kullanılsa RSS verilerini ölçümleyebildiğimiz için onlardan bahsedeceğim.

Yazılarınız beğenildikçe insanlar sonraki yazılarınızı merak edecek ve kaçırmamak için yukarıda bahsettiğim abonelik yöntemlerinden birini tercih edeceklerdir. Yani blogunuzun abone sayısı ile gelişim seviyesi doğru orantılıdır.

RSS abonelerinizdeki değişimi görmek için Feedburner aracını kullanıyor olmanız gerekir. İnsanları Feedburner aracılığıyla RSS beslemelerinize abone yaptıktan sonra FeedBurner hesabınıza girip Feed Stats > Subscribers bölümünden tüm günlerdeki abone sayısını görebilir ve artış mı azalış mı olduğunu kontrol edebilirsiniz.

4. Yorumlar

Yazılarınıza yapılan yorumların blogunuzun kalitesiyle, iyiliğiyle, kötülüğüyle hiç bir ilgisi yoktur aslında. Zira günlük binlerce ziyaretçisi bulunan, ödüllü ama yazılarına 1-2 yorum zor alan çok iyi bloglar var takip ettiğim. “Peki listeye neden koydun?” diye sorabilirsiniz. Yorumlar blogunuzun değil ama yazı tonunuzun, iletişim becerinizin ve etkileşim oranınızın geliştiğine bir işaret olabilir.

İnsanlar hangi bloglara yorum yazar? Kendimden örnek vermem gerekirse öncelikle iletişim içinde olduğum, samimiyetine inandığım arkadaşlarımın yazılarına destek verici yorumlar yazdığımı söyleyebilirim. Bunun dışına hiç tanımamama rağmen yazısını takdire değer bulduğum kişilere tebrik ve teşekkür mahiyetinde yorumlar yazıyorum. Üçüncü olarak da ilgi alanımda yazılmış ve tartımaya açık yazılara fikrimi belirten yorumlar yazıyorum.

Kısacası blog yazılarınıza yapılan yorumların artması, insanlara “dokunabildiğinizin” bir işaretidir ve bu da bir blog yazarı olarak geliştiğinizi gösterir bence.

5. Sosyal Paylaşımlar

Sosyal paylaşımlardan kastım yazılarınızın veya blogunuzun sosyal ağlarda paylaşılması. Sosyal paylaşımlar için söyleyeceklerim de 1. maddede inbound linkler ile ilgili söylediklerimden çok da farklı değil aslında. İnsanlar yazılarınızı beğenip faydalı buldukça, sosyal medya hesaplarında faydalı bulurlar ki bu da blogunuzu geliştirdiğinizin bir işaretidir.

Sosyal medyadaki görünürlüğün kolayca ölçülmesini sağlayan profesyonel araçlar var fakat bunlar ajasnslar için piyasaya sürülmüş ücretli araçlar oldukları için size tanıtmayacağım. Onların yerine sosyal medya paylaşımlarını ölçebileceğiniz öanuel yöntemlerden bshsedeceğim.

Öncelikle blog yazılarınızın altına ekleyebileceğiniz ve sosyal ağlardaki paylaşım sayılarını da gösteren sosyal paylaşım eklentilerini önereceğim. Bu eklentilerdi eklediğinizde insanların yzılarınızı sosyal ağlara paylaşmasını kolaylaştıracağınız gibi hangi sosyal ağda kaç kez paylaşıldığını görebilirsiniz.

İLinci olarak ise SharedCount isimli ücretsiz bir araçtan bahsedeceğim. Bu aracın adres satırını her hangi bir yazınızın URLsini yapıştırıp analiz ettiğinizde Facebook, Twitter, Google+, Pinterest, LinkedIn gibi ağlarda kaç kez paylaşıldığını kolayca görebilirsiniz.

6. Hedefler

Yukarıda ki 5 madde tartışmaya açık maddeler. Hatta bazı durumlarda hiç bir şey ifade etmeyebilir o veriler. Fakat bizzat sizin koyduğunuz hedefler ve belirlediğiniz süre içinde bu hedeflere ne kadar yaklaştığınız, bu konun özeti ve en önemli maddesidir.

Geçmşite blogların başarısının nasıl ölçüleceği ile ilgili kısa bir yazı yazmıştım. Orada daüzerinde durduğum bir fikir vardı. Başarı görecelidir ve kişiden kişiye değişir.Hedeflerinizi gerçekleştirdiğiniz kadar başarılısınız!

Bu fikrimin arkasındayım ve blogunuzun gösterdiği gelişimin de en iyi hedeflerinize ne kadar ulaştığınızla ölçülebileceini düşünüyorum.

Blogunuzu oluşturduğunuz ilk gün “sıfır” noktasındasınız. İşte o gün kendinize belli periyolar için bazı hedefler koyarsınız. Örneğin ilk 1 ayda 10 yazı yayınlamak, ilk 1 haftada günlük ziyaretçi sayısını 20’ye çıkarmak… gibi. Günü geldiğinde ise hedeflerinize bakar ve ne kadarını gerçekleştiriğinizi kontrol edersiniz. Eğer hedefinize ulsştıysanız başarılısınızdır ve büyük gelişim göstermişsinizdir. Eğer ziyaretçi sayınızı 20 hedefleyip 5’te kaldıysanız çok az bir gelişim göstermşsinizdir.

Başlangıçta elinizde hiç bir veri olmadığı için hedef belirlmek zordur. Fakat blogunuz birkaç ay yayında kalıp elinize bazı veriler geçtikten sonra hem hedef belirlemek hem de blogunuzun gelişip gelişmediğini ölçmek çok daha kolay olacaktır.

 

Konuyla ilgili fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Hepinize iyi bloglar dilerim!